hiç hesapta olmayan yıllarında ömrümün,
bugünlerinde yani
yirmilerin sonlarından otuzlara meraksız bakışlarda
mütemadiyen bir apartıman kapısı açıyorum kendime
hangi sokağın hangi muhitinde kaç menteşe varsa
saydım artık biliyorum ezbere
u l u s l a r a r a s ı bir yolu aldım,
evlere böldüm bir başka ulusta
inadına kan bulanmış bir nar gibi saçıldım her yere
devirdaim ediyorum berlin’in doğusuna katıp batısını
başkalaşmayan dertlerimin yanında
taşınıp duruyorum sabit bir hissi yakalama çabasında
“ev” diye inliyor patikasız yolların kenarında kalmış yıllarım
demirbaş birkaç burkuntu da var bavul kulpuna sarılı
üzerime elbise diye kara bulutlar örülmüş ilmik ilmik odabaşlarında
ne zaman ki yükümü bıraksam omuzlarımdan
bir yatak, bir masa,
bir de ben kalıyorum bana kalan.
misal şu karnımda guruldayan,
bu yalnızlığın ta kendisidir, bildim artık
gölge değildir ki peşimden gelen
yüktür bende taşıyıp durduğum
sindiremediğim ayrılıklardır birikip duran zamanla
ve tutkallayamadığım bir türlü
yarım kalmış hikaye kırıntılarıdır kırık dökük,
fani odalarımın bâki misafirleridir bunlar
böyle böyle çoğalıp büyüyorum her bir anahtarda
bitmek bilmeyen bir göçü doğuruyorum
ve de büyütüyorum ömrümün bu yıllarında
alınamayan yolların henüz,
bekçisi belledimse kendimi
ya umuttur bu hâlâ ya bir kaybediş kendini
sosu biberidir kimliğimi tok tutan azığın azık diye
gitmek ile beklemek arasında bir yerde
o ince çizginin üzerinde hemzemin olan bana
çoğul ve telaşeli eylemlerdir beraberinde sökülüp gelen
pişmemiş bir şeyler vardı yolun altında
ölüm orucu değildi niyetim
ben ev diye doyurmak istedimdi nefsimi
yahut bir eve doğurmak istedimdi kendimi
fark ed-e-medim giderken kronik bir varamayışın da tüketebildiğini
niyetim bu değildi anne
gömmeyin küllerimi benim.
Author
-
GMT +1 / GMT +2. Daima evinden uzakta, yaşam uğraşında bir dingin insan.
