Wembley Stadyumu'nda Dua Lipa. Fotoğraf: Samir Hussein / Getty Images

Yalnız dinlemeyeceğim, değil mi?

Sizi sizden iyi tanıyan bir asistanın sürekli zevklerinize özel müzik üretmesi fikri cezbedici gelebilir. Peki, ortalığın yalnızca tek kişinin zevklerine hitap eden, başka kimsenin duymadığı, hiçbir zaman da duymayacağı, hedef kitlesi de dinleyici sayısı da 1 (yazıyla bir) olan şarkılarla dolması sahiden iyi bir fikir mi?
30 Temmuz 2025
6 dakika

Londra’nın Wembley Stadyumu’ndaki Dua Lipa konseri, adının hakkını verecek kadar büyük bir prodüksiyona sahipti. Saha ve tribünlerdeki 90.000’e yakın seyirci için kurulan, sonsuzluk şeklini andıran devasa sahne, üst kısmındaki kanatlarında grup elemanlarını ve vokalistleri barındırıyor, Dua’nın dansçılarıyla birlikte koreografinin gerektirdiği ölçüde gezinmesine olanak sağlıyordu. Ana performans alanından uzanan bir podyum, stadyumun ortalarına denk gelen ikincil sahneye çıkıyor, arkaya yerleştirilmiş LED ekranlar hem efektlerle atmosferin kurulmasına katkıda bulunuyor hem de olan biteni büyütüyor, çıplak gözler için yakınlaştırıyordu.

Tabii sahnenin, dekorun ortaya çıktığı an da konser deneyiminin, o sürprizin bir parçasıydı. Beklenen an gelecek, perde aralanacak, yıldızımız sahneye çıkacak, kitle coşacaktı. Yukarıdaki paragrafta tasvir etmeye çalıştığım sahne, bu etkiyi artırmak adına Dua Lipa çıkana kadar siyah bir örtüyle kaplanmıştı.

Dua’nın “ön gruplarından” biri Dove Cameron adlı Amerikalı şarkıcıydı. Sahnenin alt kısmına, ana gösterinin dekorunu gizleyen siyah perdenin önüne yerleşmişti. Onun da dansçıları, kendine ait bir sahne şovu, bedeninin iki yanından ve omuzlarının üstünden taşacak şekilde tasarlanmış melek kanatlarını andıran görece ufak bir dekoru vardı. Ancak Cameron sahnenin diğer noktalarına pek de uğramıyor, sanki stadyumun devasa sahnesinin ortalarına denk gelen o alandan dışarı taşmamalıymış gibi hareket ediyordu.

Dua Lipa’dan önce sahne alan Dove Cameron. Fotoğraf: YouTube / Elliot’s Cool Sounds

Konseri arkadaki LED ekranlara aktarmaya çalışan kameraların hareket etmesine, sanatçıyı takip etmesine pek de gerek yok gibiydi. Her şey o kadar dar bir alanda olup bitiyordu ki dikey telefon ekranına bile sığabilirdi. Ekranlara mükemmelen oturan bu gösteri, uzaktan bakanlar için tüm sahnenin belki %10’unu kaplıyor, arkadaki simsiyah perdenin daha da dikkat çekmesine neden oluyordu. İzlerken mesele tam da bu mu acaba diye düşünmeden edemedim. Esas hedef oradaki topluluğa değil de tek tek bireylere mi ulaşmaktı? Yani bu konser tam olarak kimin için düzenleniyordu? Oraya gelenler için mi, yoksa sonradan telefonlarının ekranlarından izleyecekler için mi?

Müzisyen ve veri analizcisi Chris Dalla Riva’nın severek takip ettiğim “Can’t Get Much Higher” adlı bir Substack bülteni var. Geçtiğimiz ay yayımladığı yazılardan birinde o da benzer bir tartışma yürüttü.

Dalla Riva’nın esas ele aldığı konu, yapay zekânın müzikte giderek artan etkisiydi. Yazı, yapay zekânın neye ne kadar müdahil olduğunu, olması gerektiğini tartışırken dört aşamadan bahsediyordu. Şu an –en azından kitlelerin erişebileceği imkânlar, kaynaklar açısından– ilk aşamadayız, o yüzden diğerlerini daha ziyade ileride teknolojinin nereye evrilebileceğine dair tahminler gibi görmek lazım.

1) “Bana bir şarkı çal” aşaması: Algoritma zevklerinizi takip ediyor, bunu sevdiysen bunu da seversin diyerek şarkı öneriyor. Ne denli keşif değeri olduğu yıllardır tartışılsa da “Haftalık Keşif” listelerini örnek gösterebiliriz.

2) “Şununla şunu birleştir” aşaması: Yapay zekâdan mevcut bir sanatçıyı bambaşka bir şarkıyla ya da tarzla birleştirmesini istiyorsunuz, sizin için yapıyor. Örneğin talimatınız üzerine Duman, Emel Müftüoğlu’ndan “Hovarda”yı cover’lıyor. Fazlasıyla başarısız denemelerime buradan ve buradan erişebilirsiniz.[1] Kopyaladığım kaynakta “Bu yüreği kimlere gösterelim” yerine “gösterelelim” yazıyormuş, yapay zekânın bu nüansa gösterdiği kusursuz özen lütfen gözden kaçmasın.

3) Senin için şunları birleştireyim” aşaması: Artık talimat vermenize gerek yok. Yapay zekâ sizin hangi kombinasyonu seveceğinize karar veriyor. Bir nevi ilk iki aşamanın birleşimi.

4) “Senin için şarkı yapayım” aşaması: Yapay zekâ sizin zevklerinize uygun şarkıyı sıfırdan yapıyor.

İlk bakışta sizi sizden iyi tanıyan bir asistanın sürekli zevklerinize özel müzik üretmesi fikri cezbedici gelebilir, ama Dalla Riva’ya göre son aşama özellikle endişe verici. Ortalığın yalnızca tek kişinin zevklerine hitap eden, başka kimsenin duymadığı, hiçbir zaman da duymayacağı, hedef kitlesi de dinleyici sayısı da 1 (yazıyla bir) olan şarkılarla dolması sahiden iyi bir fikir mi?

Dalla Riva tartışmayı burada bırakıyor, ama meseleyi biraz daha ileri götürmek mümkün. Özellikle burada ne tür bir “kişiye özgülük”ten bahsettiğimiz önemli. Zira bana kalırsa, Adorno ve Horkheimer’ın ortaya attığı sahte bireyselleştirmenin (pseudo-individualisation) kusursuz bir örneği bu.

Adorno ve Horkheimer’ın kültür endüstrisine dair ortaya attığı birkaç temel kavramdan biri olan sahte bireyselleştirme, “yeni” ve “kişiye özgü” kisvesi altında standart, alışıldık bir fikrin, ürünün, metanın sunulması anlamına geliyor. Mesela insan adlarıyla satışa çıkan Coca Cola kutuları… Tükettiğimiz ürün tamamen aynı, ama üzerinde adımız yazdığı için kendimizi birden özel hissediyoruz. Dijital dünyadan örnek vermek gerekirse de sosyal medya platformlarının For You / Sana Özel sekmelerine başvurabiliriz. Güya kullanıcıların takip ettiği, beğendiği hesaplardan, paylaşımlardan hareketle oluşturulan bu akışların, aslında teknoloji şirketlerin çıkarlarına, yönelimlerine göre şekillendiği defalarca kanıtlandı. Bunun en somut örneği de bu satırları okuduğunuz yayının X hesabı.

Saat Farkı’nın X hesabındaki “Sana Özel” sekmesi, hesabın açıldığı günden bu yana Britanya’daki ırkçı, göçmen düşmanı figürlerle, bu figürlerin yaymaya çalıştığı ideolojilerle dolu. Bunun da elbette takip ettiğimiz ya da beğendiğimiz içeriklerle değil, X’in sahibi Elon Musk’la ilgisi var. Özetle görece yeni bir kullanıcıya özel hazırlandığı söylenen bir akışta, o kullanıcının hoşuna gidecek hiçbir şey yok.

Saat Farkı X hesabının “Sana Özel” sekmesinde aşırı sağcı Reform Partisi milletvekilinin İsrail yanlısı mesajı çıkıyor.

Yapay zekânın kişiye özgü müzik üretmesi de bence en çok bu açıdan endişe verici. Olası sorunlar arasında sanatçıların elinden çıkmış müziğin yerini “AI slop“un almasından, müzisyenlerin uğrayacağı maddi ve manevi zarardan bahsetmek de mümkün. Ancak toplu dinleme pratiklerini, topluluklara hitap eden şarkıları kaybedersek, kültüre, dayanışmaya, birlikteliğe dair pek çok şeyi de kaybederiz. Hatta iş bununla da kalmaz. Nitekim kişiye özgülüğe, bireysel zevklere, tercihlere dair bunca söze rağmen tüm bu uygulamaların belki de en çok tehdit ettiği şey, kişinin dinleyici olarak failliği. Hiçbir hareket almana gerek yok, hatta düşünmen bile gereksiz. Her şey zaten sana özel, çünkü bilirsin, o teknoloji şirketi en çok seni seviyor.

O halde ekranlara sığmayan konser deneyimlerini, bizi hep beraber konuşturacak, tartıştıracak, dans ettirecek şarkıları aramaya devam. Müzik dinleme pratiklerinin seyrine baktıkça, istemsizce sürüklenilen yalnızlığı anlatan Can Güngör şarkısındaki gibi sorası geliyor insanın: “Gökyüzünde bir martı / sürüsünden kovulmuş / öyle olmayacağım, değil mi?”


[1] Suno gibi platformlar, en azından ücretsiz versiyonlarında henüz doğrudan sanatçı adını vererek şarkı yapma imkânı sunmuyor. Ancak tarzı belirlemenize olanak sağlayan araçlarla yeterince iyi oynarsanız, Lady Gaga’dan “Bad Romance”i yorumlayan Lana Del Rey gibi gerçekçi sonuçlara ulaşmak da mümkün.

Author

  • GMT / GMT +1. Medya ve gazetecilik dersleri veriyor, yazıyor, koşuyor.

Öneriler

Gigue Production: “En büyük önceliğimiz herkesin maddi anlamda karşılayabileceği etkinlikler düzenlemek”

Londra merkezli Gigue Production, Türkiye’deki müzik sektöründe yıllar boyunca çalışmış

Nezaket Erden & Hakan Emre Ünal: “Hikâyelerimizi göçmenlerle buluşturmak bize iyi geliyor”

Nezaket Erden ve Hakan Emre Ünal’ı sahnede izlediyseniz, ne kadar

sf. - Saat Farkı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin