St. Louis gemisinin yolcuları, 1939.

Hayat Kurmacadan Tuhaftır

Bir romanda kendi ailemin geçmişinden bir kesit bulmak, çevirmen olarak yaptığım işin (bir metnin atmosferini ve üslubunu aktarma işinin) yazarın hayal gücünü kullanarak gerçeği kurmacaya dönüştürmesine ne kadar benzediğini hatırlattı bana.
12 Ağustos 2025
6 dakika

Çeviri: Berk Çetin

Yazının aslı: Royal Literary Fund, 12 Aralık 2023, https://www.rlf.org.uk/posts/stranger-than-fiction-2/


Birkaç yıl önce, Küba kökenli Amerikalı yazar Armando Lucas Correa’nın Alman Kız[i] isimli romanını çevirdim. Kitap, Nazilerin kontrolüne geçen Berlin’i Mayıs 1939’da, St. Louis isimli Alman transatlantik yolcu gemisiyle son terk edenlerden biri olan genç bir Yahudi kızın, Hannah Rosenthal’in öyküsünü anlatıyor. Gemide 900’den fazla Alman Yahudisi var ve hepsi, Hapag-Lloyd[ii] Hattı’na ait bu gemiyle Hamburg’dan ayrılabilmek için bir servet ödüyorlar. Havana’ya gidiyorlar, bir dolu parayı da Küba İçişleri Bakanlığı’ndan vize alabilmek için veriyorlar. Yolculuk başta, Almanya’daki gergin atmosferden sonra nihayet derin bir soluk aldıracakmış gibi gözüküyor, fakat St. Louis Karayip adasına varana dek geçen iki haftada, Küba Devlet Başkanı Federico Bru, vizeleri çıkaran içişleri bakanını görevden alıyor ve bir avuç yolcu haricinde gemidekilerin ülkeye girişine izin vermiyor. Armando Correa’nın romanında, kurmaca karakter Hannah da işte bu şanslı bir avuç yolcudan biri; ama o da, özellikle Fidel Castro’nun 1959’da devrimle yönetimi ele geçirmesini takiben pek çok yargılamadan ve sıkıntıdan yakasını kurtaramıyor.

Gerçekte, Kübalı otoritelerle sonuçsuz kalan müzakerelerden sonra St. Louis Havana Limanı’ndan ayrılmaya zorlanmış ve yolcularının karaya çıkabileceği bir başka liman aramak üzere yelken açmış. Gemi önce, Miami’de karaya yanaşmayı umarak Florida’ya gitse de Roosevelt hükümeti izin vermemiş. Kuzeye, Atlantik kıyı şeridi boyunca Kanada’ya devam etmişler, ama yine geri çevrilmişler. (Günümüzde, mimar Daniel Libeskind tarafından yapılıp bu olaya adanan, Vicdan Çarkı isimli bir anıt Nova Scotia’daki Halifax Limanı’nda bulunmaktadır.)

Yolcularını Kıta Amerikası’nın herhangi bir yerinde karaya çıkaramayacağını anlayan Alman kaptan Avrupa’ya, hatta yolcuların isteyeceği son şey olsa bile Almanya’ya dönmek zorunda olduğu sonucuna varmış. Bu sırada yoğun bir mesai yürüten American Jewish Joint Distribution Committee [Amerikan Yahudileri Ortak Dağıtım Komitesi] ise talihsiz yolcular için Belçika, Hollanda, Fransa ve Büyük Britanya’dan kontenjan ayarlamış. Bir aydan uzun süren 15.000 km’lik yolculuğun sonunda St. Louis nihayet Antwerp’te, başladığı noktadan sadece 650 km uzakta demirlemiş. Kıta Avrupası’nda gemiden ayrılanlar Belçika, Hollanda ve Fransa’daki toplama kamplarına gönderilmişler ve çoğu, Almanlar bu ülkeleri işgal ettikten sonra milyonlarca Yahudi’yle aynı kaderi paylaşmış. Sadece Britanya’da karaya inmesine izin verilenler İkinci Dünya Savaşı başladığında bu kaderden kurtulabilmiş.

Alman Kız’ı çevirirken, hikâyeden etkilenmemek elde değildi; özellikle de genç Hannah ve arkadaşlarının Berlin’de kendilerine karşı düşmanca tavırların artmasını, Havana Limanı’na vardığında şehrin çok yakın, ama bir o kadar da ulaşılmaz gözükmesinden duyduğu şaşkınlığı anlattığı kısımlardan:

Lombozdan bakınca Havana puslu, ulaşılmaz bir yer gibi görünüyordu; bir turistin geride bıraktığı eski bir kartpostal gibi. Ama pencereyi kapalı tutuyordum, çünkü St. Louis’in etrafına, dalgaların devirebileceği çürük ahşap teknelerle üşüşmüş tanıdıklarımın bağırışlarını duymak istemiyordum. İsimler ve soyisimler, limana demirlemiş devasa gemimizin güvertesinden aşağıdaki çelimsiz ve kararsız tekneye uçuşuyordu.[iii]

Roman yayımlandıktan bir süre sonra, karım Amanda Hopkinson, kendi ailesinin geçmişini araştırmaya başladı, özellikle de Viyana’da yaşayan Yahudi anneannesi Ricka’yı. Ricka’nın kızı Londra’ya gelmek üzere 1936’da Avusturya’dan ayrılmış. Ricka da, Naziler apartman dairesine, aile şirketine ve mal varlıklarına el koyup kocası da ölünce 1939’un başında kızını takip etmiş. Karımın Ricka’nın hikâyesini anlattığı yazısı MAI: Feminism & Visual Culture dergisinde yayımlandı.

Ancak, yazısı yayımlandıktan sonra kendisinin kuzeni olduğunu söyleyen biri ona ulaşınca karım çok şaşırdı. Bu kadarla da kalmıyordu, karımın hiç duymadığı bu aile İngiltere’de doğup büyümüştü. Bu yeni ortaya çıkan kuzen daha sonrasında Amanda’ya, babası Tony Hare’in (Doğum yeri Moravya, doğum adı da Antonin Haas) yazdığı biyografiyi gönderdi.

Bu kitabı okurken, Tony Hare ya da Antonin Haas denen bu adamın St. Louis’in yolcularından biri olduğunu görünce hayretler içinde kaldım. Kontrol ettim, sahiden de geminin yolcu listesinde adı vardı. Alman Kız’ın ABD basımında üzerinde imzasının olduğu bir ek bile vardı. Biyografisinde, Hamburg’dan Havana’ya yaptığı yolculuğu anlatıyordu ve Küba’nın başkentine dair izlenimi kurmaca Hannah karakteriyle neredeyse aynıydı:

Her yeni gün akrabalarımız ve arkadaşlarımız küçük teknelerle gemiye yanaşırdı, biz de yarın karaya çıkabileceğimizi umarak havadisleri bağırırdık. Zamanla, giriş vizelerini veren bakanın paralarla sıvıştığı, onun yerine geleninse vizeleri geçersiz saydığı söylentileri yayılmaya başladı. Tüm bunların Almanlarla önceden ayarlandığı savaştan hemen sonra ortaya çıktı.

Ortaya çıktı ki St. Louis nihayetinde Avrupa’ya dönüp 21 Haziran 1939’da Southampton’a varınca İngiltere’ye ayak basabilen talihlilerden biri Antonin Haas’tı. Yaman bir çelişki sonucu, bir Alman savaş gemisi sayesinde kurtulmuştu. Huddersfield’a gitmiş ve Moravya’da yaptığı gibi tekstil sektöründe çalışmaya devam etmişti. Evlenip bir aile kurmasına, karımın annesi ve anneannesiyle düzenli olarak iletişime geçmiş olmasına rağmen Amanda’nın bunlardan haberdar olması yetmiş yıldan uzun sürdü.

Sonra, sanki gerçekliğin kurmacadan ne kadar daha tuhaf olduğunu bir kez daha kanıtlamak istercesine, Antonin’in Avustralya’ya göç etmiş olan en büyük çocuğu David, neredeyse yirmi yıl hiç açılmamış, babasına ait bir yığın evrak ve mektubun bulunduğu deri kaplı bir sandığı açtı. İçinde, karımın annesiyle anneannesinin İkinci Dünya Savaşı boyunca ve sonrasında ona yazdığı mektuplar yoktu sadece; ayrıca şaşırtıcı bir şekilde, Mayıs 1939’da St. Louis’de bulunan Antonin’e, bir süredir Küba’da yaşayan ve ABD’ye giriş vizesi için bekleyen teyzesi tarafından gönderilmiş bir telgraf da buldu:

Sevgili Toni, ilk mektubunu aldım, ne olacağı belli olmaz, sana biraz sigara ve peso gönderiyorum. Telgraf, ricam üzerine bu gece yola çıkacak (ekspres gönderildi ve ‘erken teslimat’ damgası vuruldu). Her halükârda sen haklısın! Tek çaresi başını dik tutmak! Her şeyin bir sonu var. Geri dönmek hiçbir şekilde mümkün değil. Maalesef yarın seni karşılamaya gelemem. Buraya saatlerce uzaktasınız. Umarım gemiden inersin. Eğer inemezsen, beklemeye devam etmekten başka çaremiz yok. Küba gazetesi ‘Hoy’ (Bugün) göçmen meselesini gündemde tutmaya devam ediyor. Biz Yahudiler için biraz geç tabii! Karar her geçen gün erteleniyor. Yeterli erzakınız var mı? Gençler olarak moralinizi yüksek tutmak en başta size düşer. Eğer siz düşerseniz herkes düşer. Sana ve hemşerin Liesel’e çok sevgiler. Seni öpüyorum. Seni seven teyzen…

Bir romanda kendi ailemin geçmişinden bir kesit bulmak, çevirmen olarak yaptığım işin (bir metnin atmosferini ve üslubunu aktarma işinin) yazarın hayal gücünü kullanarak gerçeği kurmacaya dönüştürmesine ne kadar benzediğini hatırlattı bana. Çeviri yapmanın en keyifli yanlarından biri, kitaptaki karakterlerin aniden canlanıp size gerçek gibi geldiği o andır. Ancak bütün bir hikâyenin yıllar sonra böylesine kişisel bir şekilde hayat bulması, işte o, kurmacanın ve hayatın birbirlerine sıkı sıkıya sarıldığının ve geçmişin en beklenmedik şekillerde yüzeye çıkabileceğinin heyecan verici bir göstergesidir.


[i] Türkçede Yurtsuzlar ismiyle Epsilon tarafından yayımlanmıştır.

[ii] İngilizcede “Hamburg-Amerika Hattı” olarak da bilinen, 1847 tarihinde kurulmuş bir taşımacılık şirketi olan HAPAG, 1970’te Norddeutscher Lloyd ile birleşerek Hapag-Lloyd ismini almıştır.

[iii] Berk Çetin tarafından çevrilmiştir.

Author

  • GMT / GMT +1. Çevirmen, kurgudışı yazarı.

sf. - Saat Farkı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin