Lamine Yamal'ın kramponları

İki Bayrak, Bir Çift Krampon ve Bir Matador

İnsanlardan köklerini eskimiş bir milliyetçilik anlayışı uğruna feda etmelerini istemek, vatandaşlığı ortak haklara ve değerlere dayalı demokratik bir toplum anlayışından çıkarıp modası geçmiş bir etnik saflık testine indirgemek demektir.
7 Temmuz 2026
6 dakika

Çeviri: Didem Ertem

Yazının aslı: Sports Politika, 20 Haziran 2026, https://www.sportspolitika.news/p/lamine-yamal-spain-world-cup-controversy-sports-politics-ilia-topuria-trump


Lamine Yamal‘ın kimliğinde ne yazdığı umurumda değil.”

İspanya’nın dijital erişimi en yüksek gazetelerinden El Español, kısa süre önce yayımladığı bir görüş yazısında İspanyol futbolunun genç yıldızı ve simge ismi Lamine Yamal’ın İspanya’ya bağlılığını sorgulayan bu başlığı kullandı.

Gazetenin köşe yazıları bölümünün yazı işleri müdürü Cristian Campos, kaleme aldığı yazıda Yamal’ı şu sözlerle hedef aldı: “Eğer Fas güçlü bir futbol ülkesi olsaydı, Yamal milli takım tercihini Fas’tan yana yapardı. Ama kramponlarında taşıyacağı bayraklar yine İspanya’nın değil, Fas ve Ekvator Ginesi’nin bayrakları olurdu.”

Campos’un bu çıkışı, Yamal’ın 2026 FIFA Dünya Kupası‘ndaki açılış maçında sergilediği sembolik jestin ardından geldi. Genç futbolcu, babasının Fas kökenine ve annesinin Ekvator Ginesi mirasına saygı niteliğinde, bu iki ülkenin bayraklarını taşıyan özel tasarım kramponlarla sahaya çıkmıştı. Tartışma önce sosyal medyada alevlendi. Ardından İspanyol basınının gündemine taşındı, Campos da burada devreye girdi.

Barcelona‘da göçmen bir ailede dünyaya gelen Yamal, işçi sınıfının yoğun yaşadığı Rocafonda mahallesinde büyüdü. Gol attığında yaptığı “304” işaretiyle, mahallenin posta kodunun son üç hanesine atıfta bulunarak buraya bağlılığını göstermeyi sürdürüyor. Altı yaşındayken Barcelona tarafından keşfedilen Yamal, kulübün altyapısında yetişti ve o günden bu yana Barcelona’dan hiç ayrılmadı. Mayıs 2026’da takımın 29. La Liga şampiyonluğuna önemli katkı sağladı. Henüz 16 yaşındayken katıldığı İspanya A Milli Takımı’nda ise 2023’ten beri forma giyiyor. Peki İspanya’da doğmuş, ülkenin en popüler kulüplerinden birinde yetişmiş bir oyuncu neden hâlâ ulusal kimliği üzerinden sorgulanıyor?

Yamal’ın İspanya’nın sağcı medyasının hedefi haline gelmesinin birkaç nedeni var. Henüz 18 yaşında olan futbolcu, Katalan kökenli, siyah ve inancını açıkça yaşayan bir Müslüman. Üstelik kamuoyundaki görünürlüğü kişisel görüşlerini ifade etmek için kullanan bir figür. Nitekim Mart 2026’da Barcelona’da İspanya ile Mısır arasında oynanan bir hazırlık maçında yükselen “cahilce ve ırkçı” İslam karşıtı tezahüratlara karşı açık bir tavır ortaya koydu. Mayıs ayında ise Barcelona’nın La Liga şampiyonluğunu kazanmasının ardından düzenlenen kutlama geçidinde, kalabalığın alkışları arasında Filistin bayrağı açtı.

Yamal’ın Filistin’le dayanışma jesti, İsrail yetkililerinden sert bir tepkiyle karşılandı. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, X üzerinden Yamal’ı İsrail ve Yahudi halkına yönelik nefreti kışkırtmakla suçladı ve kulübün Yamal’ın eylemleriyle arasına açıkça mesafe koymasını talep etti. Kısa bir süre sonra İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Katz’a yanıt verdi. İsrail’i en açık biçimde eleştiren Avrupa liderlerinden biri olan Sánchez, “Bir devletin bayrağını sallamayı ‘nefreti körüklemek’ sayanlar ya muhakeme yetisini yitirmiştir ya da kendi alçaklıklarından kör olmuştur,” diyerek Yamal’a destek verdi.

Yamal, şimdi İspanya’ya olan bağlılığından şüphe uyandırmayı amaçlayan milliyetçi bir tartışmanın içine çekilmiş durumda. Campos, yazısında Yamal’ın İspanya’yı, doğduğu ülkeyi temsil etme arzusuyla değil, mesleki ve mali çıkarları nedeniyle seçtiğini öne sürüyor. Bu iddia, gerçeklikle hiçbir bağlantısı olmayan, tamamen kötü niyetli bir varsayıma dayanıyor.

Daha da kötüsü, Campos bu iddiasını desteklemek için genç yaşta Gürcistan’dan İspanya’ya taşınan eski UFC şampiyonu Ilia Topuria ile bir karşılaştırma yapıyor. Topuria’nın lakabı, İspanyol matadorlara atıfla “El Matador”, ringe çıkarken kullandığı şarkı ise 1995 yapımı Desperado filminden “Canción del Mariachi”. Dünyanın en iyi dövüşçülerinden biri olarak İspanya’yı temsil etmiş olsa da onun Yamal’dan daha “İspanyol” sayılması gerektiği iddiası oldukça anlamsız. Zira Topuria, Gürcü köklerini de temsil eden çifte vatandaşlığa sahip bir isim. Bu açıdan Yamal’dan hiçbir farkı bulunmuyor.

Bu argümanın en tuhaf yanı, 2026 Dünya Kupası’nda başka ülkeleri temsil edebilecek sayısız oyuncunun bulunması. Örneğin Nijeryalı bir ailede dünyaya gelip İngiltere’de büyüyen Folarin Balogun, ABD’nin Paraguay ile oynadığı açılış maçında iki gol attı.18 yaşındaki Ayyoub Bouaddi, turnuva öncesinde Fransa’dan Fas’a geçiş yaptı. Brahim Díaz, İspanya için bir maç oynadıktan sonra Fas’a transfer oldu. Yasin Ayari, doğduğu ülke Tunus yerine İsveç’i tercih ediyor. Kylian Mbappé ise ailesinin kökenleri nedeniyle Kamerun veya Cezayir’i temsil edebilecekken doğup büyüdüğü Fransa’da forma giyiyor.

Çifte vatandaşlık sahibi oyuncular, takımları kazandığı sürece milliyetçiler ve eleştirmenler için sorun teşkil etmiyor. Misal Yamal, İspanya’nın 2024 Avrupa Şampiyonası’nı kazanmasına önemli katkı sağladığında ulusal bir kahraman olarak kutlanmıştı. Ancak İspanya, 2026 Dünya Kupası açılış maçında turnuvaya ilk kez katılan Yeşil Burun Adaları’nı mağlup edemeyince, bir gencin kramponları üzerinden tartışma açmak için fırsat kollayanlara birdenbire gün doğdu.

Yine de Campos’un Topuria ile yaptığı karşılaştırma aklıma takılıyor. Köşe yazısında, “hukuki vatandaşlık” ile “özsel aidiyet” arasında bir ayrım olduğunu öne süren Campos, bu ayrımı UFC dövüşçüsüne atfediyor. Ona göre İspanyol olmak, seni kabul eden ülkeye bütünüyle entegre olmayı dayatan performatif bir milliyetçilik biçimini benimsemek anlamına geliyor. Bu performansı sorgulamaya kalkışan her adım ise üzerinize “hain” damgası yapıştırılmasına vesile oluyor.

Bir de Campos’un milliyetçiliğin örnek ismi olarak özellikle bir UFC dövüşçüsünü seçmiş olması var. Yıllardır dövüş sporları üzerine yaptığım haberleri takip edenler bilir ki bu spor, maço milliyetçiliğe fazlasıyla bulaşmış durumda ve uzun zamandır güçlü lider siyasetinin aracı olarak kullanılıyor. Topuria da bu konuda istisna değil. Öyle ki Donald Trump‘ı Oval Ofis’te ziyaret etmekle kalmayıp, Beyaz Saray’ın güney bahçesinde düzenlenen UFC propaganda gösterisinin ana etkinliğinde boy gösterdi. Topuria’nın İspanya’ya ticaret ambargosu tehdidinde bulunmuş bir ülke başkanının yumuşak güç hamlesine dahil olması, görünüşe göre Campos’u pek de rahatsız etmiyor.

UFC Freedom 250 dövüşçüleri, etkinlik öncesi Oval Ofis’i ziyaret ediyor. Fotoğraf: Beyaz Saray.

Topuria, 2025’te eski eşi tarafından yöneltilen aile içi şiddet iddialarıyla da karşı karşıya kaldı. İddiaları reddederek şantaj girişimine maruz kaldığını öne sürdü. Dava, çiftin mahkeme dışı uzlaşmaya varmasının ardından düşürüldü. Görünen o ki Campos, Topuria’yı “ideal İspanyol” örneği olarak sunarken bu rahatsız edici ayrıntılardan bahsetmeyi unutmuş.

“Yamal’ların ulusları yoktur,” diye buyuran Campos, yazısını şöyle noktalıyor: “Sadece Topuria’ların ulusları vardır.”

İşin aslı şu: Yamal’ın ailesinin köklerine saygı gösterme kararı, temsil ettiği ülkeyi reddetmek anlamına gelmiyor. Bu yalnızca ailesinden gurur duyduğuna dair küçük ve kişisel bir gösterge, bir de İspanya’nın değişen nüfusunu yansıtan çeşitliliğin örneği. İnsanlardan köklerini eskimiş bir milliyetçilik anlayışı uğruna feda etmelerini istemek, vatandaşlığı ortak haklara ve değerlere dayalı demokratik bir toplum anlayışından çıkarıp modası geçmiş bir etnik saflık testine indirgemek demektir.

Campos’un bunu hâlâ anlayamaması üzücü… Tabii Yamal gol atmadığı sürece.

Author

  • Spor ve siyasetin kesişimiyle ilgilenen bir yazar ve araştırmacı gazeteci.

sf. - Saat Farkı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin