1994 senesi. Bir cuma akşamı halam bütün yeğenlerini sinemaya götürmeye karar veriyor. 9 yaşındayım, kardeşim 6. Sinemada izleyeceğimiz film Maske. Çok heyecanlanıyorum fakat sevincim buruk. Çünkü cuma akşamları Süper Baba yayımlanıyor o zamanın ATV’sinde ve kaçırırsanız tekrarı yok, internetten izlemek diye bir şey hiç yok. ATV denince o zaman akla Müge Anlı ve Nihat Hatipoğlu gelmiyor. Tarhana çorbası, Süper Baba, Siyaset Meydanı falan geliyor.
ATV nostaljisini kapatıp o geceye dönecek olursam eğer, sinemaya gidiliyor, Maske izleniyor, ardından eve dönülüyor. Evde can sıkıcı bir Süper Baba bitmişliği var, oturma odasının ışığı söndürülmüş, tek ışık kaynağı TV’de oynayan başka bir program. Babamın yüzünde hınzır bir gülümseme. Daha fazla dayanamayıp bombayı patlatıyor. Bizim için video kasete kaydettiği Süper Baba’nın 58. bölümünü açıyor. Çocukluğuma dair unutulmaz anlardan biri. İpek’in Amerika’ya yerleşmek üzere Çengelköy’den ayrıldığı, Fiko’nun yıkıldığı bölüm. Ağlamaktan helak oluyoruz ama ağlamak saçma sapan bir mutluluk veriyor. Çünkü evdeyiz, annem var, babam var ve hafta sonu yeni başlamış.
Fiko: Rasim Baba dedi ki
İpek: Ne dedi?
Fiko: Yaşanmışlar da kazancımızdır dedi. Kimse hatıraları alamaz dedi.
İpek: Alamaz. Onlar bizim.
Fiko: Özlemek de güzel olabilir dedi. Güzel olacak mı bilmem ama seni çok özleyeceğim İpek.
Özlüyorum. O dizideki tanıdıklık hissini, Fiko’nun bizimkine benzeyen evini, sobasını, halısını, perdesini özlüyorum.
Karışıyor. Kahveci Nihat’ın gülüşü babamın kahkahalarına, kahkahalar çay bardaklarının içinde coşkuyla dönen kaşıkların şarkısına, şarkılar sobanın üzerinden yayılan kestane kokusuna, tohumlar fidana, fidanlar ağaca…
Yaşanmışlar, hatıralar, İstanbul, vesaire vesaire…
Hollanda’ya taşındığımızdan bu yana Süper Baba’yı ortasından ya da başından başlayıp yüzlerce defa bitirdim. Bit pazarından aldığım bir broşun İpek’in Fiko’ya 58. bölümde verdiği broşun neredeyse aynısı olduğunu fark etmemin ardından kafamda bir noksanlık aramaya başladım. Ne demekti bu? Bir insan bir diziyi neden döner dolaşır tekrar izlerdi? Belki göçün getirdiği onca yeniliğin ve bilinmezliğin içinde sonunu bildiği diziyi izlemek iyi geldiğinden, belki evi hatırlattığından, belki babasını özlediğinden, şundan ya da bundan.
Evden uzakta tutunduklarımız üzerine düşünürken bu yazıyı yazdım ve diziye 58. bölümden tekrar başlamış oldum.
