Diego Luna'nın canlandırdığı Cassian Andor. Görsel: Disney+

Günümüze Işık Tutan Bir İsyan Hikâyesi: ‘Andor’

Mevcut siyasi atmosferle uyumu sayesinde Andor’un ikinci sezonu izleyenlerin beğenisini toplamakla kalmadı, bulundukları ülkelerin faşizan uygulamalarına ses çıkaran protestoculara ilham oldu.
2 Temmuz 2025
10 dakika

Bu yazı Andor (Tony Gilroy, 2022 – 2025) ve Rogue One (Gareth Edwards, 2016) hakkında spoiler içermektedir.

Faşizmin yükseldiği, ifade özgürlüğünün azaldığı dönemlerde bilimkurgu ve fantazya eserleri popülerleşir. Nitekim Orta Doğu’daki bir diktatörün yayılmacı politikalarını eleştirmek tartışmalara neden olabilirken Orta Dünya’daki bir diktatörün yayılmacı politikaları daha rahat eleştirilebilir. Andor’un ikinci sezonu da Orta Doğu’da katliamların ve savaşların olduğu, tüm dünyada sağın her geçen gün yükseldiği bir dönemde yayınlandı.

Andor’un yaratıcısı Tony Gilroy, diğer Star Wars yapımlarının aksine, tek adam rejimi olan imparatorluğun faşizan uygulamalarını gün ışığına çıkararak, galakside yaşayan sıradan bir vatandaşın neden imparatorluğa isyan etmek isteyebileceğini anlatıyor. Diğer Star Wars yapımlarında imparatorluk, gücün karanlık tarafındaki Sithlerin galaksiye hükmetmek için kullandıkları bir araç olarak karşımıza çıkıyor. İsyancılar ve Jedilerin onu yıkma çabası da bundan kaynaklanıyor. Ama Andor‘da Jedi da yok Sith de. İmparatorluğun da isyancıların da sıradan insanlarını görüyoruz. İmparatorluk katliamlarını ışın kılıçlarıyla değil, ABD’nin, Nazilerin, İsrail’in kullandığı metotlarla, hava bombardımanlarıyla, askerlerle yapıyor. Katliamlar sıradan toplantılarda kararlaştırılıyor, emirleri sıradan yöneticiler veriyor. Aynı şekilde isyancılar imparatorluğa ışın kılıçlarıyla değil, tarih boyunca isyan edenlerin kullandığı metotlarla direniyor: İmparatorluğun kaynaklarından çalıyor, sokak eylemleri düzenliyor, imparatorluk uçaklarını kaçırıyorlar.

Galaktik imparatorluk kendi vatandaşlarına işkence etmekten çekinmeyen, senatörleri tutuklayan, gezegenlerin yerel halklarına saygı duymayan, katliamlar yapan bir yönetim. Olağanüstü hâl ilan etmiş bir rejimin vatandaşlarını gözaltına almak için sebebe ihtiyaç duymadığını, gözaltına alınanların adil bir yargı önünde kendilerini savunamadığını, bir kere suçlu bulunanların bir daha dışarı çıkamadığını, Narkina 5 gibi çalışma kamplarına gönderildiklerini gözler önüne seren dizi, izleyicilerinin imparatorluk ile daha yakından bildiği faşizan rejimler arasında direkt bağ kurabilmesini sağlıyor.

Dizide karakterler, imparatorluğun zorbalıklarına isyan edenler ve zorbalık piramidinde yükselmeye çalışanlar olarak ikiye ayrılıyor. Bunu yaparken isyancılar her zaman en doğru olanı yapan pirüpak insanlar olarak gösterilmiyor. İçlerinde Aldhani soygununda çalınan paraya çökmek isteyenler de var, isyancılara verdiği maddi desteği çeken bankacı da. Bir isyancı grubun yaptığı başka bir isyancı gruba ilham olabilirken, bir diğerini dehşete düşürebiliyor.

Üstelik isyancılar birlik içerisinde de değil. Saw Gerrera kendinden olmayan isyancılardan bazılarını ayrılıkçı (separatist), bazılarını yeni cumhuriyetçi olarak görüyor ve onlarla çalışmayı reddediyor. Sezonun sonlarında farklı isyancı gruplar birleştiğinde bile iç tartışmalar bitmiyor. Saw Gerrera ve Luthen Rael isyan ittifakına (rebel alliance) katılmıyor. Hatta isyan ittifakı Luthen’e güvenmiyor, bu yüzden onun ulaştırmak için kendini feda ettiği bilgilere inanmıyor, Saw da ittifaka konumunu söylememeyi tercih ediyor. Bazı isyancı gruplar kendi içlerinde bile bölünmüş durumda. Örneğin Maya Pei öldükten sonra ona bağlı isyancılar mahsur kaldıkları gezegende birlikte hareket edemeyip ikiye bölünüyor.

İmparatorluğun karşısındaki isyancıların hâli, faşizme karşı birleşmenin ağızdan çıktığı kadar kolay olmadığını hatırlatıyor. İsyana katılan her grubun farklı motivasyonlarının, farklı yöntemlerinin, farklı gelecek tahayyüllerinin olması, birleşmeyi zorlaştırıyor. Ancak iş son raddeye geldiğinde, imparatorluğun inşa ettiği kitle imha silahının planları İsyan İttifakı’nın saldırısıyla isyancıların eline geçiyor. Bu da faşizmin yenilgiye uğratılmasının ancak farklılıkları bir yana bırakıp birlikte çalışarak mümkün olduğunu gösteriyor.

Öte yandan isyancılar ne kadar dağınık, ne kadar kendi içlerinde tartışır haldeyse, imparatorluk da bir o kadar düzenli, kendi içinde tartışmasız bir bütün. Piramidin üstündekiler, altındakilere mobbing uyguluyor. Rogue One’da tüm üstlerinin mobbingine uğrayan Direktör Krennic, Andor’da astlarına karşı aslan kesiliyor. Piramidin en alt seviyesindeki güvenlik memurları bile halka zorbalık yapmaktan çekinmiyor. Görece rütbesiz bir asker, o sırada gezegende vizesiz bulunan Bix’e tecavüz etmeyi deneyebiliyor.

Palmo, Ghorman. Görsel: Disney+

Ghorman Katliamı: Başka Türlü Bir Trajedi

Star Wars’un filmlerinde de dizilerinde de trajedi ve dram iç içedir. Andor’un ikinci sezonunun merkezindeki Ghorman Katliamı ise kendini diğer trajedilerden ayırır. Tony Gilroy lüks ve kaliteyle özdeşleşmiş ipeğin üretildiği bu gezegene bir kültür vermiştir. Ghormanlılar için ayrı bir dil yaratılmıştır, bir tarihleri vardır. Fransız oyuncuların canlandırdığı Ghormanlılar, bu bakımdan Star Wars evrenindeki diğer halklardan farklıdır. İsyancıların kendi içlerindeki tüm çatışmaları, tüm çelişkileri Ghorman Cephesi’ne, Ghormanlı isyancılara da yansımıştır. Barışçıl protestolar isteyen de vardır, silahlı mücadele başlatmak isteyen de. Cassian Andor’a göre geç kalmışlardır ve acele ediyorlardır, Syril’e göre acemilerdir. Gezegenlerinin ellerinden gittiğinin farkındalardır, bu da onları bir araya getirir. Katliamdan hemen önce gezegen marşlarını söylerler. Ghorman Katliamı sadece ölüm sayılarından, istatistikten ibaret değildir. Kaybedilenler izleyicinin bağ kurduğu karakterlerdir, Enza Rylanz’dır, Lezine’dir, bir kültürün ta kendisidir. Meydanda marşlarını söyleyecek kaç Ghormanlı kalmıştır? Galaksi Ghorman kumaşından elbiselerle renklenecek midir bir daha? Ghorman Vadisi Borusu duyulacak mıdır? Ghorman Cephesi’nden geriye radyodan yapılan umutsuz bir yayın, bir ağıt kalır.

Ghorman Katliamı’nın iki tarafı vardır, isyancılar ve imparatorluk. İmparatorluk Ghorman’ın yer altı kaynaklarını sömürmek ister, bunun için yerli halkı katletmekten gocunmaz. İmparatorluk için ne Ghorman kültürü önemlidir ne de yerli halkın kendi kaderini tayin hakkı. İsyancıların arasına ajan sokarak isyanın büyümesine izin verirler. İmparatorluk medyası bir yandan da Ghorman’da yaşananları, Batı medyasının Filistin’de yaşananları anlattığı gibi anlatır. Kara propaganda yapar, kendi askerlerini vurup, kendi binalarını patlatıp isyancılar yapmış gibi tepki verirler. Gezegenin dışından bakan, sadece imparatorluk kanallarını takip eden biri için Ghormanlılar durduk yere imparatorluğun kaynaklarını çalan, imparatorluk binalarını bombalayan tehlikeli insanlardır. Filistin’de bombalanan hastanelerin altında tüneller olduğuna dair çıkan haberleri hatırlarız. İsrail’in on yıllardır süren baskı politikalarına Batı medyasında yer yoktur, tıpkı imparatorluğun Ghorman’da yaptıklarının imparatorluk medyasında yeri olmadığı gibi.

Luthen uzun vadede kazanmak için kısa vadede fedakarlıklar yapan, büyük savaşı kazanmak için küçük savaşları kaybetmeye razı bir karakterdir. Cassian Andor’un olumsuz görüşüne rağmen Ghorman Cephesi’ni desteklemeye devam eder, Vel’i ve Cinta’yı oraya gönderir. Cassian’ın uyarıları onun için önemli değildir, Ghorman gibi zenginliğin ve prestijin simgesi bir gezegenin isyana katılmasının isyanı sadece büyütebileceğini düşünür. İsyancılar başarısız da olsa, tüm Ghorman da yansa, o ateşin başka isyanları uyandıracağını düşünür. Haklıdır da. Ghorman Katliamı Mon Mothma’ya senatodaki mücadelesinin yetersizliğini fark ettirir.

Mon Mothma, isyanın senatodaki ayağıdır. Hayatı genç yaşta girdiği senatoda geçmiştir, orada bir yandan isyana para aktarmaktadır. Dizinin başından ikinci sezonun sonundaki konuşmasına kadar güç kaybeder. Ghorman’ı korumak için senatodan yasa geçirmek ister, ancak Ghorman Senatörü’nü bile ikna edemez. Ghorman Senatörü, imparatorla ters düşmek istemez. Faşizan rejimleri besleyen de budur, rejimin korkusundan kendi gibi davranamayan insanlar. Mon Mothma, bu korku duvarını ikinci sezonunda iki kere yıkar. İlk yıkışı dansıyla olur. İçindeki korkuları ve rahatsızlıkları dans aracılığıyla boşaltır. Kapana kısılmış olmasına rağmen istediği gibi dans eder. Korku duvarını yıktığı ikinci an ise konuşmasıdır. İmparatorluk medyasındaki manipülasyonları gözler önüne serer, Ghorman’da yaşananların soykırım olduğunu, sorumlusunun da bizzat imparator olduğunu haykırır. Konuşmasından sonra senatör ceketini çıkarır, ona yardıma gelen Cassian’ın ceketini giyerek isyana katılır. Böylece sadece isyanın yönetimine geçmez, kendi hayatının yönetimini de tekrar eline alır.

Kaliforniya Senatörü / Ghorman Senatörü

ISB’den ICE’ye direniş yolculuğu

ISB (Imperial Security Bureau – İmparatorluk Güvenlik Bürosu), imparatorluğu iç güvenlik tehditlerine karşı koruyan güvenlik ve istihbarat teşkilatıdır. ISB’nin başındaki Partagaz ilk sezonun başında görevlerini imparatorluğun hastalıklarını teşhis ve tedavi eden sağlık çalışanlarına benzetir. Luthen’i öldürmek için hastaneye giren Kleya, imparatorluk askerlerini öldürür ve dikkat dağıtmak için imparatorluğun askeri aracını patlatır. Ancak kameralara yakalandığında hakkında arama kararı çıkartılması gerekir. Kleya’nın arama kararı, imparatorluk askerlerini öldürmesi sebebiyle değil, gerçek böyle olmamasına rağmen virüsle temas ettikten sonra hastaneden kaçarak toplum sağlığını tehdit etmesi sebebiyle çıkartılır. Kleya gibi, Luthen gibi kendi hayatlarını direnişe adamış, “hiç göremeyecekleri gün doğumları” uğruna mücadele edenleri, bu uğurda fedakârlık yapmaktan çekinmeyen ve kendilerini riske atanları faşizan rejimler tarihin her döneminde virüs olarak görmüşlerdir. Kleya’nın yakalanması önemlidir, çünkü imparatorluğun inşa ettiği kitle imha aracından haberdardır, topluma/isyancılara yaymasından korkulan virüs budur. Ama Partagaz başarısız olur, Kleya’yı yakalayamaz. Kleya kitle imha silahının bilgisi isyancılara ulaştırır, böylece virüs yayılır. Hastalık da isyan da ISB’nin önüne geçemeyeceği bir boyuta ulaşır. Partagaz virüsü öldüremeyince kendini öldürür, çünkü onun için ölmek, zorbalık piramidinde aşağıya düşmekten daha iyi bir seçenektir.

Diziye adını veren Cassian Andor’un yolculuğu direnişin yolculuğudur. Ana karakterin böyle konumlandırılması, isyanı insanlaştırır. İsyanı başarılı kılan kalabalıklar ışın kılıcı kullanan mitolojik büyücülerden de oluşmaz, hayatını zenginlik içerisinde geçiren senatörlerden de; Cassian ya da Kleya gibi sıradan yurttaşlardan oluşur. Savaş görmüş Luthen ya da savaşta her şeyini kaybetmiş Kleya gibi Cassian’ın da isyana katılmak için farklı bir motivasyonu vardır. Her ne kadar Aldhani soygununa katılsa da isyanın parçası olmaya ancak Narkina 5’e düşünce ikna olur. İsyan, isyancıları korkularıyla yüzleştirir. Uğrunda bedeller ödenmesi gereken uzun bir süreçtir bu. Bix işkencecisiyle yüzleşir, Vel Cinta’yı, Cassian arkadaşlarını kaybeder. Kendi yolculuğunda ilerlerken etrafını da dönüştürür. Mon Mothma’yı da kurtaran odur, Kleya’yı da. Bix’i, Wilmon’u, Melshi’yi isyana kazandırır. Daha önce imparatorluğa çalışan K2SO isimli robotu dönüştürerek isyanın dönüştürücü gücünü hatırlatır.

Mevcut siyasi atmosferle uyumu sayesinde Andor’un ikinci sezonu izleyenlerin beğenisini toplamakla kalmadı, bulundukları ülkelerin faşizan uygulamalarına ses çıkaran protestoculara ilham oldu. Nemik’in manifestosundan, Luthen’in monoloğundan ve Mon Mothma’nın konuşmasından sözler Amerika’da, Trump’ın göçmenlik politikalarına ve ICE (Immigration and Customs Enforcement – Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi) baskınlarına karşı yapılan gösterilerde protestocuların dövizlerini süsledi. Binlerce göçmenin ICE baskınlarıyla sınır dışı etmesi hakkında ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem’a soru sormak isteyen Kaliforniya Senatörü Alex Padilla’nın kelepçelenerek binadan çıkarılmasıyla Andor’da kelepçelenerek Senato binasından çıkartılan Ghorman senatörünün yan yana fotoğrafları sosyal medyada birçok hesap tarafından paylaşıldı. ICE karşıtı eylemler polis şiddeti ve deniz piyadeleriyle bastırılmaya çalışılınca Amerikaların da vatandaşlarına yargı önünde kendini savunma hakkı vermeyen, eylemleri polis/asker şiddetiyle sonlandırmaya çalışan, senatörlerini kelepçeleyen imparatorlukla Trump yönetimi arasında bağ kurması zor olmadı.

Author

Öneriler

Bir Kaçış Yolu Olarak Edebiyat

Okumayı öğrendiğimden beri hayatımdaki sorunlardan roman okuyarak kaçıyorum. Tutunamayanlar’daki Selim

Acılara yenilmemiş bir hayat: Atilla Keskin

"70’lerde Türkiye’den gelen göçmenleri örgütlemek mümkündü. Türkiye’deki tüm hareketler Almanya’da

sf. - Saat Farkı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin