"Düğünün için Venedik’i kiralayabiliyorsan, daha fazla vergi de ödeyebilirsin". Venedik, İtalya.

Venedik Yalnızca Büyülemez, Direnir De

Jeff Bezos ve Lauren Sánchez’in yaklaşık 50 milyon dolar maliyetindeki düğününe yerel halk ufak bir sürprizle yanıt verdi: Direniş!
3 Temmuz 2025
6 dakika

Venedik’e öğrenci olarak gelişimin üçüncü yılında, etrafımda olup bitenleri gözlemledikçe fark ediyorum ki aslında birbirinden oldukça farklı iki Venedik var. Biri, Monet’nin içini titreten, fırçasının yumuşak darbeleriyle paletindeki sıcak renklerin tuvalde buluştuğu, su üzerinde dans eden bir hülyayı andıran, eşsiz güzellikteki Venedik. Diğeri, misafirlerinin aşina olmadığı; yosun, rutubet ve idrar kokuları arasında, soğuk binaları, sisli sokakları, soluk renkli köprüleri ve kirli kanallarıyla, sular altına gömülmeye yüz tutmuş, lanetli bir Atlantis. Bu görkemli şehrin laneti, cazibesiydi. Her yıl milyonlarca turistin heyecanlı adımları altında adeta can çekişen Venedik, bir daha asla Monet’nin tablolarındaki o masalsı huzuru yaşayamayacaktı. Lakin her şeye rağmen bu tükenen şehrin bağrından türeyen bir direniş ruhu var. Sanırım beni en çok etkileyen, işte o ayağa kalkmış, kendini savunan, kolektif bir coşkunun umut çanlarını çaldığı Venedik…

Buraya kadar anlattıklarımın kulağa fazlasıyla soyut geldiğinin farkındayım. Fakat bana başkaldıran bir Venedik’i hayretler içinde izleten isyanın fitili, Jeff Bezos ve Lauren Sánchez’in yaklaşık 50 milyon dolar maliyetindeki düğününün bilgisiyle ateşlendi. Leonardo DiCaprio’dan Kardashian’lara, Ivanka Trump’tan Bill Gates’e kadar yaklaşık iki yüz ismin katıldığı bu gösterişli kutlamaya, yerel halkın burjuvazinin huzurunu kaçıracak küçük bir sürprizi oldu: Direniş!

“Büyük Kanal”. Claude Monet, 1908. Tuval üzerine yağlı boya.

Krizlerle boğuşan bir kentte milyarder düğünü

Venedik uzun yıllardır kitlesel turizmin yükünü kaldıramayan ve iklim krizinin etkisiyle kelimenin tam anlamıyla batmaya yüz tutmuş bir şehir. Özellikle 1950’lerden itibaren adada ikamet edenlerin sayısı 170.000’den 49.000’e sert bir düşüş yaşıyor. Venedik’i terk etmek zorunda kalan en büyük grup ise artan kiralar ve yaşam maliyetleriyle baş edemeyen, alt gelir grubuna mensup işçiler. Turizm sektörünün yiyip bitirdiği şehirlerinden ayrılanlar ve barınma krizi yaşayan öğrenciler, adadaki evlerin teker teker Airbnb gibi kısa dönemli konaklama şirketlerine devredildiğini görmekten haklı bir öfke duyuyorlar. İşte tam da bu aşırı turizme ilişkin tartışmaların alevlendiği yaz sezonunda, Bezos’un üç gün üç gece boyunca şehri ‘’kiralayacağı’’ haberi elbette cevapsız kalmayacaktı.

No Space For Bezos [Bezos’a Yer Yok] platformunda birleşen yurttaşlar, sol kolektifler ve partiler, Venedik’in sermaye sınıfının gövde gösterisi yapacağı bir oyun alanına çevrilmesine karşı bir mücadele başlattılar. Yaklaşık iki hafta boyunca çeşitli eylemler, toplantılar düzenlendi. Şehrin sembolik yerlerine devasa pankartlar asıldı, kanallara Bezos’la alay eden maketler bırakıldı, davetlilerin düğüne erişiminin “şişme timsahlarla” sabote edileceğine dair söylentiler yayıldı. Nihayetinde de oligarklara, krallara ve savaş baronlarına inat örgütlü mücadelenin güçlü sesi şehrin her köşesinde yankılandı. Bezos’un düğünü, küresel düzeyde artan fakirlikten ekolojik yıkıma kadar pek çok sorunun kesiştiği bir eleştiri alanını doğurmuştu. Başka bir deyişle, Venedik’in barınma, kapkaç, su baskınları ve aşırı turizm gibi kronikleşmiş problemlerini, iklim krizini, kapitalistlerin aşırı sağ ile işbirliğini, sömürüyü, insan kaçakçılığını, göçmen haklarını, Gazze’deki soykırımı ve başka pek çok meseleyi sokaklara taşımak için bir milyarderin düğününden daha doğru bir an olamazdı.

Eylemciler, milyoner belediye başkanının tüm şikayetlerine ve polisin baskısına rağmen geri adım atmadılar, ‘‘çığırtkanlık yapmaya’’ ve hareketlerini büyüterek şehirlerinin geleceğini savunmaya devam ettiler. Nihayet, bu azmin bir sonucu olarak kutlamaların bir kısmı, güvenlik gerekçe gösterilerek adanın daha izole ve merkezden uzak bir bölgesi olan, Venedik Bienali’nin de yer aldığı Arsenale’ye taşındı. Ne yazık ki bütün organizasyon şehirden kovulamadı, ama eylemciler amaçlarına ulaştılar. Çünkü her şeyden önce arzuları Bezos’un hiç de hoş gelmediğini, istenmediğini göstermek, bir milyarderin tamamen keyfi nedenlerle evlerini boyunduruğu altına almasına izin veren bu düzenin yalnızca Venedikliler için değil, bütün gezegen için ciddi bir tehdit oluşturduğu gerçeğini vurgulamaktı. Başarılı da oldular.

Diğer taraftan, Everyone Hates Elon [Herkes Elon’dan Nefret Ediyor] ve Greenpeace’in de katılımıyla medyadaki polemik büyüdü. Venedik yalnızca lüks etkinliklerde kullanılacak bir arka plan ya da bir ‘’Disneyland’’ olmadığını, tüm zorluklara rağmen şehirlerine derin bir sevgi besleyen ve onu saygıyla sahiplenen, fakat yönetim şeklini değiştirmek uğruna çabalayan sakinleri olduğunu dünyaya göstermiş oldu. Sánchez ve Bezos belki de ilk kez, temsil ettikleri sınıfın ihtişamlı hayatına ve dokunulmaz ayrıcalıklarına küfürler savuran gençlerin öfkesiyle karşılaştılar. Belki de bu yüzdendir ki Venedik’teki üç kültürel kuruma toplam üç milyon avro bağışta bulundular ve düğün hediyelerinin Venedik’e bağışlanmasını istediklerini söylediler. Peki, dünyanın en zengin dördüncü adamının üç milyon avroluk ‘‘sadakası’’ Venediklilerin sempatisini kazanmaya yetti mi? Elbette ki hayır. Pek çok kişi bu bağışın Bezos’un 237 milyar dolarlık servetine kıyasla gülünç derecede az olduğunu düşünüyor. Ki onlardan biri de benim!

“Sen bunu okuyana kadar Jeff Bezos’un serveti senin maaşından daha fazla arttı. Milyarderleri vergilendirin”. Venedik, İtalya.

Venedik’i kiralayabiliyorsan, vergi de verebilirsin

Düğün günü yaklaştıkça, şehirdeki hareketlilik de artıyordu. En kalabalık meydanlarda duvarlara “In the time it takes to read this, Jeff Bezos’ wealth has increased by more than your monthly salary. Tax billionaires” (Sen bunu okuyana kadar Jeff Bezos’un serveti senin maaşından daha fazla arttı. Milyarderleri vergilendirin) yazılı afişler asıldı. Meşhur San Marco Meydanı’nda ise devasa bir pankart üzerinde Bezos’a bir mesaj bırakılmıştı: “If you can rent Venice for your wedding, you can pay more tax” (Düğünün için Venedik’i kiralayabiliyorsan, daha fazla vergi de ödeyebilirsin).

Gerçekten de en zengin %10’luk kesim, küresel servetin ezici çoğunluğunu elinde bulundurup en yüksek gelire sahipken, vergi yükü nüfusun %90’ını oluşturan orta ve düşük gelirli vatandaşın omuzlarına kaldı. Neoliberal politikaları benimsemiş hükümetler, kamu hizmetlerini ve kamusal alanları hızla özelleştirirken, “yatırıma teşvik” adı altında patronların vergi borçlarını siliyor ya da vergilerini cüzi miktarlara düşürüyorlar. Bu durumda faturayı ödeyen ise gene kira ve karın tokluğuna çalışan bizler, yani halk oluyor…

Forbes verilerine dayanan bir araştırmaya göre, Amerikalıların en zengin %0,1’lik kesimi 2019’da gelirlerinin yalnızca %3,2’sini vergi olarak öderken, en alttaki %99’luk kesim gelirinin %7,2’sini ödedi. O zamandan bu yana Amerika’nın en zenginleri daha da zenginleşirken, en yoksul kesim fakirlik döngüsünden kurtulamadı. Jeff Bezos ise yalnızca 2024’te 231 milyar dolarlık servetine 60 milyar dolar daha eklerken, vergi borcu tahmini net servetinin yaklaşık %1’ine denk geliyordu. Ancak bu devasa gelire karşılık 2024’te ödediği vergi miktarı yalnızca 2,7 milyar dolarla, yani yıllık kazancının sadece %4,5’iyle sınırlı kaldı. Bu oran, Avrupa gelir vergisi ortalamasına (%42,8) kıyasla fazlasıyla düşük. Fakat daha büyük bir sorun, hisselerden elde edilen gelirin neredeyse hiç vergilendirilmiyor oluşu.

Bu nedenle aktivistlerin taleplerinden biri, toplumdaki gelir eşitsizliğinin yıkıcı etkilerinin giderilebilmesi adına Bezos’un ve onun gibi ultra zenginlerin paylarına düşeni ödemeleri, gelirlerinden çok servetleri ya da satılmayan hisse senetlerinin değer artışı üzerinden, aşamalı olarak vergilendirilmeleriydi. Demek ki dertleri tek bir kişiyle değil. Aksine, hiçbir milyarderin topluma karşı temel sorumluluklarından muaf tutulmaması, binlerce işçiyi tehlikeli koşullarda ve düşük ücretlere çalıştırarak sömürememesi, tabiata verdiği zararın hesabını vermeden ölmemesi adına radikal bir değişim talep ediyorlar.

O halde şairin de dediği gibi: “Şehrimizden defol Bezos!”

Author

  • GMT +1 / GMT +2. Uykusuzluğunu kahveye ve merakına borçlu bir okur, bazen de yazar.

Öneriler

TurkodiRoma: “Köy hayatı insanın gerçek potansiyelini açığa çıkarıyor”

Geçtiğimiz yıl bahar akşamlarından biriydi. Spotify’da can sıkıntısıyla çalma listeleri

Yerinden Edilenler, Yerini Arayanlar ve Müdavimi Olduğumuz Mekânlar

Öfkeli siyasetçiler varlığınızı hedef gösterdiğinde, müdavimi olduğunuz mekânda her şeye

sf. - Saat Farkı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin