Saat farkı, İstanbul’u anmadan iki tek atma ihtimalini yok ediyor.
Belli ki başkalarınca da yapılmış bu tespit. Bu yüzden de milli içkimizi İstanbul’a özlem temasında sunmaya dayanan, farklı saat dilimlerinde İstanbul’da buluşmayı vaat eden Istanbul Elsewhere gibi etkinlikler revaçta.
Bu etkinliklerde katılımcıların sık sık şu şarkıyı söylediğini tahmin ediyorum:
Boğazda köhne bir iskelenin yamacında
Tabakta kavun peynir kadehte buz gibi rakı
Dilinde yarı acı yarı tatlı bir şarkı
Şu anda İstanbul’da olmak vardı
Bu sözler Şener Yurdatapan tarafından, 12 Eylül sonrasında Almanya’da sürgünken yazılmış. Melike Demirağ tarafından seslendirilmiş. Yurdatapan bu şarkının “geliş” hikâyesini Murat Meriç’e şöyle aktarmış:
“Şimdi İstanbul’da olmak vardı anasını satayım!.. O laf melodiyi getirdi işte… Politik göçmenler Almanya’nın her tarafında. Herkesin bulunduğu şehrin bir yerinden muhakkak bir dere, bir su akıyordur. Onun kenarındaki bir lokantaya Boğaz adını takıyor ve hafta sonları mutlaka Boğaz’da kafa çekiyordu herkes.”
Almanya’da biraz vakit geçirmiş herkes, bu ülkede hiçbir şeyin İstanbul’a benzemediğini bilir. En azından görsel açıdan! Yine de “Hiçbir şehir İstanbul’a benzemez!” demek fazla romantik ve yanıltıcıdır. Bu iddiamı test etmek istiyorsanız, Asya’nın bitip Avrupa’nın başladığı kıyıdan, Avrupa’nın bitip Atlas Okyanusu’nun başladığı kıyıya doğru bir yolculuğa çıkın. 41. enlemden sapmazsanız, son durağınız Porto.
Şehir merkezindeyseniz, Duoro Nehri’nin üzerinden geçen 1. Luís Köprüsü’nü mutlaka göreceksiniz.
Köprüden Duoro Nehri’nin güneyine geçince, hemen solunuzda bir seyir tepesi bulacaksınız. Tepeye çıkın, köprüye ve arkasındaki şehre bakın. Baktığınız yerde İstanbul’u görebilirsiniz.
O andan itibaren Porto’ya dair her şey size İstanbul’u hatırlatabilir. Gördüğünüz martı Galata Köprüsü’nün üstünden geçiyor olabilir. Arkadaki yokuşlu sokaklar Tarlabaşı’na dönüşebilir. Her köşe başında karşınıza çıkan ısrarcı torbacılar tanıdık gelebilir.
Yine de farklı bir saat diliminde rakı içiyorsanız, bunlardan bahsetmenizi önermem. Özellikle İstanbul’da olmamak bir mecburiyetse, baktığı yerde İstanbul’u görmenin kimseye faydası yoktur. Sürgün’ün esas ihtiyacı, İstanbul’un baktığı yerde olmasıdır.
Yurdatapan’ın dediği gibi:
Yayılmışız dünyanın dört bir yanına
Kimisi ta Kopenhag’da kimiyse Paris
Bedenimiz orada burada dolanır ama
Çok hem de çok uzak yerde kalbimiz
Author
-
GMT +1 / GMT +2. İyimser biri.
