Fotoğraf: Maurice Flesier

Esenler Otogarı

2 Ekim 2026
2 dakika

İç ses 1: Yetti senin de şu mağdur göçmen edebiyatın. Nostaljiyi, romantizmi bırak, ağlaşıp durma, önüne bak.

İç ses 2: Aman da aman, iç sesi de varmış züppenin. Terapide mi öğrendin iç sesleri? Terapi alacak paran var yani.

En iç ses: — Kocanın parası mı?

— Terapi değil, psikoterapi.

— Tıkırın da yerinde, bik bik ötersin tabii sen.

İç ses 3: Kimse senin göçmen yaşamını merak etmiyor ki, kime ne anlatıyorsun sen?

İç ses 4: Neden madde madde gidiyorsun? Sayıları sevmezsin sen.

İç ses 4: Matematik düşmanı seni. Beş diyecektin, geliyor beş kardeş.

İç seslerden bir diğeri: Sadece göçmen olarak tanımlayamazsın kendini.

İç ses IDI: Göçmen Sokak’ta doğdun sen. Göçmen Sok. No: 2.

İç ses VIDI: Başladı yine romantizme.

İç ses JOOST: Spreek je geen Nederlands? Ayıp ayıp. Zeg maar iets over Amsterdam. Odaklan, odaklan, düşün.

Hadi!!

Gelmiyor.

Esenler Otogarı aklımdan çıkmıyor. Bir zamandır gündüz rüyası şeklinde hayalimde dönüyor. Köpürte köpürte yıkıyorum otogarı. Tozu, pası, kömürü kara kara aktıkça oh diyorum, taze demlenmiş bir çaydan aldığınız ilk yudumda kafa derinizde açılan o cereyanlı boşluk hissi geliyor. Köpüklü dev fırçam elimde, köşe bucak geziyorum katları, otobüs aralarına, en izbe geçitlere dalıyorum. Öz Hakiki Tokatlılar, Kırklareli Seyahat, Van Turizm… Köpürtmesi.

Alt katı parlattıktan sonra üst kata çıkıyorum. Tavuk döner kokusu, tuvaletin önünden geçerken amonyakla karışıyor, derz araları sararmış sidikli fayanslar, yurdumun dört bir yanından gelmiş ayak tozuyla çamura dönmüş ıslak zemin… Dandik sıvı sabunun göz yakan pembesi o kadar fosforik ki insanı gerçeklik düzleminden alıp fantastik, kurmaca bir düzlemin içine çekiyor. Delicesine köpürtmek istiyorum. Gülen Gözler’deki gibi köpürsün istiyorum tüm otogar, fokurdasın, pırıl pırıl olsun. Ya çok iyiyim ya çok deliriyorum.

Abilerim, ablalarım, bir dakikanızı rica ediyorum. Ben bir süredir bu otogarı aklımdan çıkaramıyorum. Allah rızası için bu otobüsü de diğerleriyle beraber yıkamak istiyorum. Kafa yağından neredeyse kendiliğinden tutuşacak şu koltuk başlarına bakın hele. İnsan nefesiyle ıslanmış şu rutubetli perdeleri bir koklayın, burun direğiniz düşmezse eğer. Salya, susam, insan izi, ayran ekşisi…

Edirne otobüsüne geçiyorum, ovala köpürt, hovala köpürt. Bayburt, Rize, Yozgat… Bembeyaz köpürüyor bütün otogar. Hoppala paşam, Malkara Keşan! Keşan Birlik’e bagajımı veriyorum, fırçam hâlâ elimde. Muavin çatalı görmüyorum, teşhirci dayı da yok olmuş, tüm tacizciler, küfürbazlar, faşistler kuduz köpekler gibi köpürüp akmış oluklardan lağım çukurlarına.

Lavanta, hanımeli, yasemin kokuları sarmış Esenler’i. Kuşlar cıvıldıyor. Bahar güneşi tepemde gülümsüyor. Amsterdam’dayım.

Author

  • GMT +1 / GMT +2. Amsterdam'da yaşayan, yazan, sanat üreten, oyun oynamayı ve kedileri seven birisi.

Öneriler

Hurma Çekirdeği

Gurbetle birlikte içime bir Ahmet Kaya yerleşti, cızır cızır kesikler

Evden uzakta tutunduklarımız: Süper Baba 58. Bölüm

1994 senesi. Bir cuma akşamı halam bütün yeğenlerini sinemaya götürmeye

sf. - Saat Farkı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin